4 Mart 2013 Pazartesi
23 Şubat 2013 Cumartesi
Viyana Gunleri
Viyanadaki ilk gunum birsey yapmaktansa merkezi tanimakla gecti. 2. gunumde ise erken kalkip enteresan bir sanat evi olan kunsthaus a gittim. http://www.kunsthauswien.com/
museum hundertwasserde enteresan bir adam olan Friedensreich Hundertwasser eserlerini inceledim. ressam olan bu adam ayni zamanda sair gibiydi. eserleri bir delinin elinden cikmisa benziyordu ama etkileyiciydi. en cok begendigim "my way to you"
sonrasinda da saul leiter a ait fotograf sergisini gezdim o da cok guzeldi. benim cekmek istedigim tarzda fotolar vardi. gunluk hayattan farketmedigimiz detaylar :) keske bende o kadar guzel foto cekebilsem.
nude fotolar da cok guzel :
neyse iste. orda farkli bir muzeyi gezdim ve onca gezdigim louvre/rijk/neues muzlerden sonra bu cok iyi geldi. burda da yukaridakilerin bir benzeri olarak kunsthistorish muzesini gezdim ve bence 26 yil boyunca gordugum muze sayisinin cogunu son 1 ayda gorduklerim olusturuyor. kunsthaustan sonra meshur pratersendeki donmedolaba gittim.
deli gibi kar yagiyordu. parkta ucu kar ve sisten gozukmeyen bir yolda yurudum. sonsuzluga giden yol gibiydi. cok huzu verici. olmek boyle birsey miydi acaba? bembeyaz bir yolda yolun sonunu gormeden yurumek. o fotolar kameramda diye daha atamiyorum :( umarim yakin zamanda onlari da yukleyebilirim. donme dolaptan sonra karlsplatza gelip tekrar salak salak gezindim. museum quartieri gezdim. bedava disardan binalari gorebilirsin. iceri girmek sart degil ben kendimi aksam 7:30daki operaya fixledigimden ve oncesinde cafe sacherde oturmak istedigimden sadece kunsthistorishi gezdim. kunst da art demekmis bunu da yeni ogrendim. aslinad hatirlamam lazim. ortaokulda o kadar almaca gorduk.
cafe sacher de muhtesemdi. burayi kolnde cin yeni yil partisinde tanistigim murat onermisti. tripadvisordaki olumsuz yorumlari okuyunca supheye dustum ama yine de deneyim deidm. az biraz sira bekleyip, paltoyu zorunlu olarak vestiyere 1 euro karsiliginda biraktindan sonra 2 kisilik disari manzarali masamda tek kisi oturdum. cok chic bir yerdi. iyi ki opera icin suslenmistim cok da turist gibi degildim :) sacher tart ve cafe melange (kremali kahve) soyledim. canim ananem ben starbucksta krem santili kahve icerken bu schlagli kahve ben gencken hem zagrebde icerdim derdi. hakkaten krema schlag diye geciyor. canim ananemi tekrar andim cafede. hatta viyana mutlu mesut gezerken de. cunku kendisi viyanayi ona sordugumda, kac gun kalayim diye : `viyana cok guzeldir. benim favorim. bana kalsa 10 gun gezerim` dedi. flortoz havaci ananem benim! neyse tatliya geceyim. ben bu sacheri sanki daha once turkiyede starbucksta yiyip begenmemistim ama bence superdi! muhtesemdi hatta! ayni zamanda kahvede. belki cok kalabalik degildi. hersey rast gitti ama bayildim.
buyuk bir keyifle yedim. gerci sonlara dogru cok tatli geldi son parcayi bitiremedim (tipik merve) ama cikolatasi ayri portakal aromasi ayri muhtesemdi!
opera da yarisi turist yarisi yerli doluydu, insanlar ozenip janti gelmistlerdi. paris, pragda da opera binalarini gordugum icin cok da oha muhtesem gelmedi. ozellikle paristeki palais garnierden sonra. ama Puccini'nin Madame Butterflyi muhtesemdi. opera italyancaydi. butterflyin soyledigi yerler cok iyidi. ozellikle aradan sonraki ariasi :D
onumde cok tatli yasli bir turk cift vardi. konusaim geldi ama ne dicem bilemedim. sonrasinda pasa pasa otelime dondum.
bugunde son gunumden erkenden schonbrunn a gittim. gece deli gibi kar yagmisti. kara bata cika yurudum. kendime grand tour seceneginden aldim. hakkaten saray saraydi :) bizim topkapi bende hayal kirikligina sebep olmustu. sonrasina karlar altinda bembeyaz bahcede yurudum. inanilmaz huzurluydu. sonrasinda belvedere'e gittim. param az diye sadece upper belvedere icin bilet aldim. o da karlar altindaki schonbrundan farksizdi ama resim sergisi vardi. yine tipik ronesans falan filan ayni sey ama tek farkli guzel olan gustav klint ve egon schiele idi.
klimtin the kiss i
schiele nin the embrace i en cok begendiklerim.
museum hundertwasserde enteresan bir adam olan Friedensreich Hundertwasser eserlerini inceledim. ressam olan bu adam ayni zamanda sair gibiydi. eserleri bir delinin elinden cikmisa benziyordu ama etkileyiciydi. en cok begendigim "my way to you"
sonrasinda da saul leiter a ait fotograf sergisini gezdim o da cok guzeldi. benim cekmek istedigim tarzda fotolar vardi. gunluk hayattan farketmedigimiz detaylar :) keske bende o kadar guzel foto cekebilsem.
nude fotolar da cok guzel :
neyse iste. orda farkli bir muzeyi gezdim ve onca gezdigim louvre/rijk/neues muzlerden sonra bu cok iyi geldi. burda da yukaridakilerin bir benzeri olarak kunsthistorish muzesini gezdim ve bence 26 yil boyunca gordugum muze sayisinin cogunu son 1 ayda gorduklerim olusturuyor. kunsthaustan sonra meshur pratersendeki donmedolaba gittim.
deli gibi kar yagiyordu. parkta ucu kar ve sisten gozukmeyen bir yolda yurudum. sonsuzluga giden yol gibiydi. cok huzu verici. olmek boyle birsey miydi acaba? bembeyaz bir yolda yolun sonunu gormeden yurumek. o fotolar kameramda diye daha atamiyorum :( umarim yakin zamanda onlari da yukleyebilirim. donme dolaptan sonra karlsplatza gelip tekrar salak salak gezindim. museum quartieri gezdim. bedava disardan binalari gorebilirsin. iceri girmek sart degil ben kendimi aksam 7:30daki operaya fixledigimden ve oncesinde cafe sacherde oturmak istedigimden sadece kunsthistorishi gezdim. kunst da art demekmis bunu da yeni ogrendim. aslinad hatirlamam lazim. ortaokulda o kadar almaca gorduk.
cafe sacher de muhtesemdi. burayi kolnde cin yeni yil partisinde tanistigim murat onermisti. tripadvisordaki olumsuz yorumlari okuyunca supheye dustum ama yine de deneyim deidm. az biraz sira bekleyip, paltoyu zorunlu olarak vestiyere 1 euro karsiliginda biraktindan sonra 2 kisilik disari manzarali masamda tek kisi oturdum. cok chic bir yerdi. iyi ki opera icin suslenmistim cok da turist gibi degildim :) sacher tart ve cafe melange (kremali kahve) soyledim. canim ananem ben starbucksta krem santili kahve icerken bu schlagli kahve ben gencken hem zagrebde icerdim derdi. hakkaten krema schlag diye geciyor. canim ananemi tekrar andim cafede. hatta viyana mutlu mesut gezerken de. cunku kendisi viyanayi ona sordugumda, kac gun kalayim diye : `viyana cok guzeldir. benim favorim. bana kalsa 10 gun gezerim` dedi. flortoz havaci ananem benim! neyse tatliya geceyim. ben bu sacheri sanki daha once turkiyede starbucksta yiyip begenmemistim ama bence superdi! muhtesemdi hatta! ayni zamanda kahvede. belki cok kalabalik degildi. hersey rast gitti ama bayildim.
buyuk bir keyifle yedim. gerci sonlara dogru cok tatli geldi son parcayi bitiremedim (tipik merve) ama cikolatasi ayri portakal aromasi ayri muhtesemdi!
opera da yarisi turist yarisi yerli doluydu, insanlar ozenip janti gelmistlerdi. paris, pragda da opera binalarini gordugum icin cok da oha muhtesem gelmedi. ozellikle paristeki palais garnierden sonra. ama Puccini'nin Madame Butterflyi muhtesemdi. opera italyancaydi. butterflyin soyledigi yerler cok iyidi. ozellikle aradan sonraki ariasi :D
onumde cok tatli yasli bir turk cift vardi. konusaim geldi ama ne dicem bilemedim. sonrasinda pasa pasa otelime dondum.
bugunde son gunumden erkenden schonbrunn a gittim. gece deli gibi kar yagmisti. kara bata cika yurudum. kendime grand tour seceneginden aldim. hakkaten saray saraydi :) bizim topkapi bende hayal kirikligina sebep olmustu. sonrasina karlar altinda bembeyaz bahcede yurudum. inanilmaz huzurluydu. sonrasinda belvedere'e gittim. param az diye sadece upper belvedere icin bilet aldim. o da karlar altindaki schonbrundan farksizdi ama resim sergisi vardi. yine tipik ronesans falan filan ayni sey ama tek farkli guzel olan gustav klint ve egon schiele idi.
klimtin the kiss i
schiele nin the embrace i en cok begendiklerim.
21 Şubat 2013 Perşembe
4. durak : Koln
Amsterdamda uzun bir bekleyisten sonra trene binip Kolne geldim. Hasancim beni istasyonda karsiladi. Evi super sirindi. o kadar guzel dekore edilmisti. bircok esyasi 2. el. bana midye yapti guzel bir sarap actik :) sonrasinda karnaval kiyafetlerimi giyip bir suru komik foto cektik. fotolar facebookta :D
ertesi gun hasanin is yerindeki partiye gittim. yolda tramvaya binerken herkes bir kostum giymisti :D cok cilgin ve eglenceliydi. is arkadaslariyla tanistim, 1 bira ictim ve karnaval icin sehir merkezine gittik. hasanin arkadasinin arkadaslari da geldi. buyuk bir kiz grubu olduk :D kizlardan biri consultant olarak vodafone global icin calisiyormus. benimle cok ilgilendi. hatta bir nevi is teklif etti gibi ama bilmiyorum. gezim ne zaman biterse o zmn dusunurum :)
cuma gunu de steve geldi ve cok iyi bir japon restoranina gittik. mamatoro gibi birseydi. rudolphplatzda, tavsiye edilir :D ozellikle kizartilmis muz :D
baska bir enteresan olayda cumartesi gunu cin yeni yilini kutlamak icin hasanin cinli arkadasina gittik. biz karnaval diye yine suslenip gittik herkes normal giyinmisti :D ama ortam cok iyi oldugundan hic sorun olmadi. bir suru farkli sevimli insanla tnaistim. 2 tane arkadas edindim. almanyada dogup alman gibi yetismis Murat ve cinli cocuk Fang. cok iyi insanlardi. bayildim. hatta Murat bana gezimle ilgili cok fikir verdi. viyanadaki cafe sacher e onun sayesinde gittim.
ertesi gun hasanin is yerindeki partiye gittim. yolda tramvaya binerken herkes bir kostum giymisti :D cok cilgin ve eglenceliydi. is arkadaslariyla tanistim, 1 bira ictim ve karnaval icin sehir merkezine gittik. hasanin arkadasinin arkadaslari da geldi. buyuk bir kiz grubu olduk :D kizlardan biri consultant olarak vodafone global icin calisiyormus. benimle cok ilgilendi. hatta bir nevi is teklif etti gibi ama bilmiyorum. gezim ne zaman biterse o zmn dusunurum :)
cuma gunu de steve geldi ve cok iyi bir japon restoranina gittik. mamatoro gibi birseydi. rudolphplatzda, tavsiye edilir :D ozellikle kizartilmis muz :D
baska bir enteresan olayda cumartesi gunu cin yeni yilini kutlamak icin hasanin cinli arkadasina gittik. biz karnaval diye yine suslenip gittik herkes normal giyinmisti :D ama ortam cok iyi oldugundan hic sorun olmadi. bir suru farkli sevimli insanla tnaistim. 2 tane arkadas edindim. almanyada dogup alman gibi yetismis Murat ve cinli cocuk Fang. cok iyi insanlardi. bayildim. hatta Murat bana gezimle ilgili cok fikir verdi. viyanadaki cafe sacher e onun sayesinde gittim.
5. durak : Berlin
Berline inip hostelimi bulmam cok kolay oldu. tek problem ben saat10da varmistim. checkin 3teydi. luggage imi birakmama arjantinli bir cocuk yardimci oldu. turke benzemedigimi soyledi. o da arjantinliye benzemiyordu. sarisin arjantinli mi olur. onlar esmer degil miydi :)
neyse esyalarimi birakip museumislanda gittim. hasanin dedigi uzere almanca pergamon bizce bergama muzesini gezdim. berlinde 3 gunluk muze kart 19 euro. muze girisleri 10=14 euro arasi. iyiye gledi. sonra girdigim ales nationale de cok iyidi. ordan ciktigimda artik cok yorgundum. cikip bir avmde birseyler yiyip hostele yerlestim. ilk basta tirstim odada 5 yatak dolu ve etrafta erkek esyalari vardi. ama sanki bir tane de kiz corabi gordum :) 1 saat sonra spanish mafia geldi :D 1 kiz 4 erkek 20 yaslarindalar. kiz olan julia ama hulya diye okunuyor cok tatliydi. icim rahatladi. tipler sevimliydi. cocuktular belkide ondan. masum duruyorlardi. bana haritada berlin duvarinin yerini gosterdiler. sonra parti yapmaya gittiler.
2. gunumde muze kartimi 4 euroya upgrade edip neues a girdim. o da cok guzeldi. sonra berlin duvaruna yurudum. arada tirstim. dogu berlinin issiz sokaklarinda tek basina yuruyordum. nerede bu insanlar? neyse sonunda yanlis tarafa yurudugumu farkedip, insan icine ciktim. duvarin orasi zaten turist doluydu. artik cok yorulmustum. en son altes muzesini gezip odaya dondum. ertesi gun icin oranienburga gitme planlarim vardi.
sabah erken kalkip 1 gunluk metro bileti aldim. internetten sachsenhausen concentration cmape nasil gidecegime bakmistim ama tren 1 saatin sonunda farkli bir istasyonda herkesi indirdi. ben sasirmis etrafima bakarken 1 adam bana sana yardimci oalbilir miyim dedi. o adam nigeldi. insider turda tur rehberligi yapan bir iskoc amca :) beni bedava tura dahil etti. onun ekibiyle gezdim. cok espriliydi. diger insider turu ispanyollardan olusuyor diye onlara spanish mafia diye takiliyordu. bizi de entellektueller burada toplansin diye cagiiriyordu :)
sachsenhausen cok enteresan bir yerdi. insanin kani donuyordu. ama nigeli dinlemek keyifliydi. kendisi eski bir askermis. sonra da diplomat. sonra da tur rehberi. galiba bir almanla evlenmis. berlinde yasiyormus su an falan filan.
neyse turdan dondukten sonra napsam diye dusunurken berlinale film festivlainden bir film alip ona gittim. shirley : images of reality.
amacim ispanyollar parti oncesi odada uyurken benim disarda, onlar disardayken de benim odada olmamdi. film guzeldi ama icimi karartti.
ahh az daha unutuyprdum. berlinde karsi odada abaza turkler vardi aman Allahim. o ispanyollara bir rahat vermediler. beni gormedikleri icin turkce de bol kufurlu konusuyorlardi. onlarla degil de ispanyollarla ayni odayta denk geldigim icin cok mutluydum :)
neyse esyalarimi birakip museumislanda gittim. hasanin dedigi uzere almanca pergamon bizce bergama muzesini gezdim. berlinde 3 gunluk muze kart 19 euro. muze girisleri 10=14 euro arasi. iyiye gledi. sonra girdigim ales nationale de cok iyidi. ordan ciktigimda artik cok yorgundum. cikip bir avmde birseyler yiyip hostele yerlestim. ilk basta tirstim odada 5 yatak dolu ve etrafta erkek esyalari vardi. ama sanki bir tane de kiz corabi gordum :) 1 saat sonra spanish mafia geldi :D 1 kiz 4 erkek 20 yaslarindalar. kiz olan julia ama hulya diye okunuyor cok tatliydi. icim rahatladi. tipler sevimliydi. cocuktular belkide ondan. masum duruyorlardi. bana haritada berlin duvarinin yerini gosterdiler. sonra parti yapmaya gittiler.
2. gunumde muze kartimi 4 euroya upgrade edip neues a girdim. o da cok guzeldi. sonra berlin duvaruna yurudum. arada tirstim. dogu berlinin issiz sokaklarinda tek basina yuruyordum. nerede bu insanlar? neyse sonunda yanlis tarafa yurudugumu farkedip, insan icine ciktim. duvarin orasi zaten turist doluydu. artik cok yorulmustum. en son altes muzesini gezip odaya dondum. ertesi gun icin oranienburga gitme planlarim vardi.
sabah erken kalkip 1 gunluk metro bileti aldim. internetten sachsenhausen concentration cmape nasil gidecegime bakmistim ama tren 1 saatin sonunda farkli bir istasyonda herkesi indirdi. ben sasirmis etrafima bakarken 1 adam bana sana yardimci oalbilir miyim dedi. o adam nigeldi. insider turda tur rehberligi yapan bir iskoc amca :) beni bedava tura dahil etti. onun ekibiyle gezdim. cok espriliydi. diger insider turu ispanyollardan olusuyor diye onlara spanish mafia diye takiliyordu. bizi de entellektueller burada toplansin diye cagiiriyordu :)
sachsenhausen cok enteresan bir yerdi. insanin kani donuyordu. ama nigeli dinlemek keyifliydi. kendisi eski bir askermis. sonra da diplomat. sonra da tur rehberi. galiba bir almanla evlenmis. berlinde yasiyormus su an falan filan.
neyse turdan dondukten sonra napsam diye dusunurken berlinale film festivlainden bir film alip ona gittim. shirley : images of reality.
amacim ispanyollar parti oncesi odada uyurken benim disarda, onlar disardayken de benim odada olmamdi. film guzeldi ama icimi karartti.
ahh az daha unutuyprdum. berlinde karsi odada abaza turkler vardi aman Allahim. o ispanyollara bir rahat vermediler. beni gormedikleri icin turkce de bol kufurlu konusuyorlardi. onlarla degil de ispanyollarla ayni odayta denk geldigim icin cok mutluydum :)
6. durak : Prag
Berlinden erken kalktigim icin uykusuz kalmistim. Trende uyudum. ama deutsche bahni kinadim :) amsterdam-koln, koln-berlin trenleri superken berlin-prag treni onlardan eski ve pisti. gelir gelmez tren istasyonunda para bozdurdum ve ordaki cocuga hostele nasil gidecegimi sordum. bana googlemapsten cikti alip metro hattini yazdi. hosteli de rahatlikla buldum ve bayildim. resepsiyondaki bayan bir suru detayli bilgi verdi. tramvay hatlarini bile haritada isaretlemisti.
oda da superdi :) koreli bir kiz bos yatak konusunda yardimci oldu. kiz odasi olmasi superdi. hostel eski bir cek evinde antika esyalarla dosenmis dendigi uzere :) ben cok anlamam ama ev gibiydi.
neyse iste ben merkezde gezip meshur charles bridge ve old town square ve old town watch u gordum. tesadufen st. giles churchun ordan gecerken klasik muzik konseri vardi ona katildm.
cok guzeldi ama soguktan dondum. sonra huaweiden arkadasim ermanla bulustuk. sagolsun beni iyi gezdirdi. geleneksel cek restoraninda yemek yiyip onun gittigi pub a gittik. pub james dean di :) her yerde onun resimleri film afisleri hatta bir tvde filmi oynuyordu. tarz olarak cok iyiydi. orda bir sey icip hostele dondum. sagolsun erman beni kapiya kadar birakti.
ertesi gun bir kalktim heryer kar olmus. kendime gec geldigimden hostelden 11e dogru ciktim. amacim hem prag kalesini gorup hem de vysehrada gitmekti ama. karda kaleyi gezreken cok yoruldum. saat 3e dogru kendimi sicak bir mcdonaldsa attim. internetin de bol bol faydalandim, anca kendime geldim. tekrardan old towna gittim.
bir suru foto cektim. saat 6ya dogru statsopere gidip, kugu golunu beklemeye basladim. en iyi 2. yerden aldigimdan yerim cok iyidi ortada tarafta locanin en ortasi aldigim icin, gorus acim superdi. paristeki gibi sahnenin 3te 2siyle yetinmedim :) cok etkilendim cok iyiydi :) tabi daha iyi bale gormedigim icinde olabilir ama gercekten cok etkilendim.
hatta zaman zaman keske bende baleye devam etseydim diye dusundum. biraz anneme kizdim. gercekten severek ugrastigim birseydi. gerci bendeki bu dizlerle onu da yapamazdim ya neyse.
baleden cikip hizlica hostele dondum.
Pragdaki son gunumde bir heyecan erken kalkip kutna horaya gitmek icin otobus terminaline gittim 10da. adam otobus yok tren istasyonuna git dedi. ama otobusle giden kizlar vardi :( sonra tren istasyonuna gittim 10:15te. bir sonraki tren 11:59daydi. 2 saat beklemek zor geldi. bir de daha vysehradi gezmemisitm. zaten bir daha serdarla gelmek istedigimden kutna horayi es gectim. hem yorgun oldugum icin sehirde gezerim diye dusundum. vysehradda gezdim sonra nehir kiyisinda yuruyup dancing mirrorsi gordum. cok yuruyup cok usudum ama guzel bir yerde durup uzun zamandan sonra saglam bir yemek yedim. lahana corbasinin tadinin bu kadar guzel olabilecegini tahmin etmezdim. ardindan da frinda tavuk ve patates. midem bayram etti valla. sonra standlardan sicak sarap alip. yuruyus yaptim. aksam ermanla cikicaz diye hostele esyalarimi toplayip dinlenmeye gititm. iyi ki gitmisim. kendime geldim. bayagi bir halsiz dustum buralarda.
oda da superdi :) koreli bir kiz bos yatak konusunda yardimci oldu. kiz odasi olmasi superdi. hostel eski bir cek evinde antika esyalarla dosenmis dendigi uzere :) ben cok anlamam ama ev gibiydi.
neyse iste ben merkezde gezip meshur charles bridge ve old town square ve old town watch u gordum. tesadufen st. giles churchun ordan gecerken klasik muzik konseri vardi ona katildm.
cok guzeldi ama soguktan dondum. sonra huaweiden arkadasim ermanla bulustuk. sagolsun beni iyi gezdirdi. geleneksel cek restoraninda yemek yiyip onun gittigi pub a gittik. pub james dean di :) her yerde onun resimleri film afisleri hatta bir tvde filmi oynuyordu. tarz olarak cok iyiydi. orda bir sey icip hostele dondum. sagolsun erman beni kapiya kadar birakti.
ertesi gun bir kalktim heryer kar olmus. kendime gec geldigimden hostelden 11e dogru ciktim. amacim hem prag kalesini gorup hem de vysehrada gitmekti ama. karda kaleyi gezreken cok yoruldum. saat 3e dogru kendimi sicak bir mcdonaldsa attim. internetin de bol bol faydalandim, anca kendime geldim. tekrardan old towna gittim.
bir suru foto cektim. saat 6ya dogru statsopere gidip, kugu golunu beklemeye basladim. en iyi 2. yerden aldigimdan yerim cok iyidi ortada tarafta locanin en ortasi aldigim icin, gorus acim superdi. paristeki gibi sahnenin 3te 2siyle yetinmedim :) cok etkilendim cok iyiydi :) tabi daha iyi bale gormedigim icinde olabilir ama gercekten cok etkilendim.
hatta zaman zaman keske bende baleye devam etseydim diye dusundum. biraz anneme kizdim. gercekten severek ugrastigim birseydi. gerci bendeki bu dizlerle onu da yapamazdim ya neyse.
baleden cikip hizlica hostele dondum.
Pragdaki son gunumde bir heyecan erken kalkip kutna horaya gitmek icin otobus terminaline gittim 10da. adam otobus yok tren istasyonuna git dedi. ama otobusle giden kizlar vardi :( sonra tren istasyonuna gittim 10:15te. bir sonraki tren 11:59daydi. 2 saat beklemek zor geldi. bir de daha vysehradi gezmemisitm. zaten bir daha serdarla gelmek istedigimden kutna horayi es gectim. hem yorgun oldugum icin sehirde gezerim diye dusundum. vysehradda gezdim sonra nehir kiyisinda yuruyup dancing mirrorsi gordum. cok yuruyup cok usudum ama guzel bir yerde durup uzun zamandan sonra saglam bir yemek yedim. lahana corbasinin tadinin bu kadar guzel olabilecegini tahmin etmezdim. ardindan da frinda tavuk ve patates. midem bayram etti valla. sonra standlardan sicak sarap alip. yuruyus yaptim. aksam ermanla cikicaz diye hostele esyalarimi toplayip dinlenmeye gititm. iyi ki gitmisim. kendime geldim. bayagi bir halsiz dustum buralarda.
Su anki durak : Viyana
Bugun viyanadaki ilk gunum. hostel odasi guzel. ilk tanistigim oda arkadasi sempatik bir avustralyali. sonra yine sempatik bir brezilyali. ve sonradan dahil olan 5 sarhos alman ve avustralyali gitmis. 7 kisilik odada 5 alman 1 turk 1 brezilyali :) bakalim sonumuz ne olacak. Allah yardimcim olsun :)
simdilik viyanayi cok sevdim. ilginc olaylarla karsilasmama ragmen. oglen 12de vardim. ayni otobuste olan meksikali genc bir kizla beraber konustuk ve ayni hostelde ciktik. beraber karlsplatza geldik ama o opera binasine gitti. hostelde gorusuruz dedik ama bir daha da denk gelmedik :( o da ilk kez tek basina kalmisti. umarim hersey yolundadir onun icin.
esyami hostele biraktim, gezintiye ciktim. viennaconcerts binasini bulup yarin aksamki madame butterfly operasina biletimi aldim. umarim yerim guzeldir. sonra meydanda gezindim ne var ne yok. ama sokaklarinda yurumesi keyifli bir yer. pragdaki gibi tedirgin olmadim. belki de orda tedirgin olmamin sebebi de bana anlatilanlardi.
neyse hostele yakin nachmarkt bizim pazar gibi. bir suru de turk pazarci var. ben de etek giymistim. salak bir turk genci beni turist sanip, canimin iciyle baslayip turkce kufurleri siraladi. dayanamadim. ben de turkum dedim. agzi acik kaldi. o sirada baska bir turk buna guldu. ben de bu da sana kapak olsun dedim.
neyse artik. yemek yicek yer bulamayip berlinde de gittigim nord sea ye gittim. sonrasinda da guzel bir cafe de apple strudel ve capuccino. guzeldi bayagi :)
simdilik viyanayi cok sevdim. ilginc olaylarla karsilasmama ragmen. oglen 12de vardim. ayni otobuste olan meksikali genc bir kizla beraber konustuk ve ayni hostelde ciktik. beraber karlsplatza geldik ama o opera binasine gitti. hostelde gorusuruz dedik ama bir daha da denk gelmedik :( o da ilk kez tek basina kalmisti. umarim hersey yolundadir onun icin.
esyami hostele biraktim, gezintiye ciktim. viennaconcerts binasini bulup yarin aksamki madame butterfly operasina biletimi aldim. umarim yerim guzeldir. sonra meydanda gezindim ne var ne yok. ama sokaklarinda yurumesi keyifli bir yer. pragdaki gibi tedirgin olmadim. belki de orda tedirgin olmamin sebebi de bana anlatilanlardi.
neyse hostele yakin nachmarkt bizim pazar gibi. bir suru de turk pazarci var. ben de etek giymistim. salak bir turk genci beni turist sanip, canimin iciyle baslayip turkce kufurleri siraladi. dayanamadim. ben de turkum dedim. agzi acik kaldi. o sirada baska bir turk buna guldu. ben de bu da sana kapak olsun dedim.
neyse artik. yemek yicek yer bulamayip berlinde de gittigim nord sea ye gittim. sonrasinda da guzel bir cafe de apple strudel ve capuccino. guzeldi bayagi :)
14 Şubat 2013 Perşembe
2. Durak : Paris
Paris icin erken yola cikip, thalys trenini bruksel midi (fr) / bruksel zuid (flemis heralde) istsyonunda 30 dk bekledik. bir karmasa oldu, bir sekilde 2 tren geldi ama biz bizimkinde binebildik. 2. comfort olmasina ragmen, koltuklar super genisti. butun yolculuk boyunca uyudum :D
Paris metrosu gozumu korkutuyordu ama cok kolaydi. hatta paris su ana kadardi en turist friendly sehir galiba.otele aktarma ile gittik, cok rahat bulduk. otel eski asansoru kucuktu ama yine de iyiydi. odamiz caddeye bakiyordu :D hemen toplarlanip ile de cite e yuruduk. 45 dk surdu heralde bakina bakina gittik. biraz pestilimiz cikti. 2 gunluk muze kart cok avantaja geliyordu. onu sorduk ama insanlara derdimizi anlatmaidk en sonunda saint chapelle in girisinde satin aldik. 48saatlik olmamais bizim icin dezavantajdi cunku gun bitmek uzereydi ama louvre carsambalari aksam 10a kadar acik diye birsey kaybetmiyorduk.
ilk basta saint chapelle sonra tour de notre dame ve ardindan musee de louvre :)
saint chapelle ok idi gezilmese de olur bence ama notre dame guzeldi. kitaptan alintilari belli yerlere koymuslardi.tepe ve gorgoyle lar superdi.
louvre zaten manyak bir yer. herkesin dedigi gibi, gezmek icin 2 3 gun ayrilmali. cok hizli bir tur oldu bizimkisi.
2. gun erkenden yola ciktik muze kartin hakkini verelim diye. sirayla muze d'orangeri, d'orsay ve rodine gittik. hepsi grevde tuh dedik. rodine yakin naployana deneyelim sansimiyi dedik. acikti orda gezdikten sonra rodin acilmisti, orda cok gezdik. ve dorsaya gittiimizde oluyorduk yorgunluktan. sonrasinda a eiffel de 3deki rezervasyona kosturduk. iyi ki yaptirmisiz cunku cook sira vardi.
Paris metrosu gozumu korkutuyordu ama cok kolaydi. hatta paris su ana kadardi en turist friendly sehir galiba.otele aktarma ile gittik, cok rahat bulduk. otel eski asansoru kucuktu ama yine de iyiydi. odamiz caddeye bakiyordu :D hemen toplarlanip ile de cite e yuruduk. 45 dk surdu heralde bakina bakina gittik. biraz pestilimiz cikti. 2 gunluk muze kart cok avantaja geliyordu. onu sorduk ama insanlara derdimizi anlatmaidk en sonunda saint chapelle in girisinde satin aldik. 48saatlik olmamais bizim icin dezavantajdi cunku gun bitmek uzereydi ama louvre carsambalari aksam 10a kadar acik diye birsey kaybetmiyorduk.
ilk basta saint chapelle sonra tour de notre dame ve ardindan musee de louvre :)
saint chapelle ok idi gezilmese de olur bence ama notre dame guzeldi. kitaptan alintilari belli yerlere koymuslardi.tepe ve gorgoyle lar superdi.
louvre zaten manyak bir yer. herkesin dedigi gibi, gezmek icin 2 3 gun ayrilmali. cok hizli bir tur oldu bizimkisi.
2. gun erkenden yola ciktik muze kartin hakkini verelim diye. sirayla muze d'orangeri, d'orsay ve rodine gittik. hepsi grevde tuh dedik. rodine yakin naployana deneyelim sansimiyi dedik. acikti orda gezdikten sonra rodin acilmisti, orda cok gezdik. ve dorsaya gittiimizde oluyorduk yorgunluktan. sonrasinda a eiffel de 3deki rezervasyona kosturduk. iyi ki yaptirmisiz cunku cook sira vardi.
12 Şubat 2013 Salı
ghostown Brugge
Brugge'a hava karardiginda vardik, adi gibi butce dostu tren istasyonundaki ibis budgetta kaldik. 2 kisi 2 gece 100 euro. aksam acik pub buluruz diyerekten aksam 8 gibi disari ciktik. soru soracak kimse pek yoktu. haritadaki centera gidelim diye dusunduk ama kolay degildi. sokaklarda isik yok soru soracak insan yok :)) resmen hayalet sehirdi. ama sansliydik ki church of our lady midir nedir orda sempatik bir guvenlik gorevlisiyle karsilastik. Sadan 'do you speak english' diyince adam basladi fransizca konusmaya ben de saf saf fransiyca 'az fransizca biliyorum' diyince adam koptu. elbette ingilizce biliyorum diyip koptu :) bize yeni aldigi ipadden bildigi 1-2 pubi gosterdi. ipadi yeni aldigi icin kullanma konusunda serdar ve benden yardim alinca cok sevindi :) sonra da guldu burada turistler gunduz gezmeye gelir aksam bruksel ya da gente geri doner dedi. ben de burda bu kamyonlari hayaletlerden ve de kayip turistlerden koruyorum dedi :) onunda gece tek basina cani sikiliyordu galiba, bizimle yarim saat muhabbet etti. sonrasinda yola koyulduk.
ilk bahsettigi yoldan gidince, meydani bulduk. meydanin sagindan girip, ilerleyince carrefouru gorup saga donduk. 5 dk yurunde Boru Irish Pubi bulduk. guzelim belcika biralarini huplettik. gecenin bir karanliginda da oteli bulmaya calistik.
Bruggeda 2. gun sakindi :) huzurlu ve sessiz kasabada half moon brewery gittik. yagmurdan islanan kamerami kurulamakla mesguldum, pek turla ilgilenemedim. ama giristeki kadin cok sempatikti. sadanin ustundeki fenerbahce amblemini taniyip bizle muhabbet etti. degisik fotolar cektim, ama hicbirini koymakla ugrasamicam. facebook hesabimda hepsi var.
ordan cikinca sehirde dolanip midyeci aradik ama biraz yorucu oldu. meydanda olanlar turist trap idir diye girmedik, bir yere sorduk.onun gonderdigi yeri bulamadik sonra da hem lunch menusu olan hem de midyesi olan bir yer bulduk.12 euroya menu ve ortaya kremali sarmisakli midye aldik. porsiyonlar kocamandi. tika basa doyduk :D balik pazarinin orda ustunde tripadvisor amblemi olan bir yerdi. ama adini hatirlayamadim.
sonra da meydandaki can kulesine ciktik.biraz zor ve yorucuydu hatta yukseklik korkusu olan insanlar korkabilir bile. en yukarda ruzgar saglam savuruyordu. ondan sonrada basilica of holy bloodi bulduk cok kolaydi yeri. ama foto cekismi yasakti. gorevli de yerinde yok diye ufak parali bolumu bedavaya gezdik :)
ondan sonrasi barlar publar :D guzelim belcika biralari. kirazlisi frambuazlisi :)
ilk bahsettigi yoldan gidince, meydani bulduk. meydanin sagindan girip, ilerleyince carrefouru gorup saga donduk. 5 dk yurunde Boru Irish Pubi bulduk. guzelim belcika biralarini huplettik. gecenin bir karanliginda da oteli bulmaya calistik.
Bruggeda 2. gun sakindi :) huzurlu ve sessiz kasabada half moon brewery gittik. yagmurdan islanan kamerami kurulamakla mesguldum, pek turla ilgilenemedim. ama giristeki kadin cok sempatikti. sadanin ustundeki fenerbahce amblemini taniyip bizle muhabbet etti. degisik fotolar cektim, ama hicbirini koymakla ugrasamicam. facebook hesabimda hepsi var.
ordan cikinca sehirde dolanip midyeci aradik ama biraz yorucu oldu. meydanda olanlar turist trap idir diye girmedik, bir yere sorduk.onun gonderdigi yeri bulamadik sonra da hem lunch menusu olan hem de midyesi olan bir yer bulduk.12 euroya menu ve ortaya kremali sarmisakli midye aldik. porsiyonlar kocamandi. tika basa doyduk :D balik pazarinin orda ustunde tripadvisor amblemi olan bir yerdi. ama adini hatirlayamadim.
sonra da meydandaki can kulesine ciktik.biraz zor ve yorucuydu hatta yukseklik korkusu olan insanlar korkabilir bile. en yukarda ruzgar saglam savuruyordu. ondan sonrada basilica of holy bloodi bulduk cok kolaydi yeri. ama foto cekismi yasakti. gorevli de yerinde yok diye ufak parali bolumu bedavaya gezdik :)
ondan sonrasi barlar publar :D guzelim belcika biralari. kirazlisi frambuazlisi :)
First Stop : Bruksel
Pegasus sayesinde gergin gecen bir yolculuk sonucu (bruksel icin onlince check-in yaptigimda aldigim 2 yemek nedense amsterdamdan istanbula geri donus icin alinmis ve ucakta yemege ayri tekrar para vermek zorunda kaldik ve benim geri donmeyecegimi sayarsak bosuna alinmis oldu neyse :)) pasaport kontrolda serdarla beraber girdik, benim onceden italyadan aldigim schengenim vardi, serdarda da fransa daha rahat verdigi icin orda aldigi schengen vardi. belcika sorun cikartabilir diye gergindik ama fransiz kultur de aldigim dersler ise yaradi, kadin bizle fransizca konustu, ben biraz zorlanarak da olsa fransizca cevap verdim ve kontrolu cok rahat gectik ve cok sevindik salak salak :)
bundan sonraki olayimiz. havaalanindan brugge'a nasil gidecegimizdi. orda sevimli sisman bir bilet gorevlisi bize cok yardimci oldu. brukselde aktarma yapmamizi soyledi. yaklasik 20 euro verdik aktarmali bilete, kisi basi icin biraz fazla geldi, hele bir de sonradan kimse bilet kontrolu yapmayinca :))
bruksel central duraginda inip, esyalari 4 euroya koca bir dolaba tikip, kesfe ciktik. cok sakin cok guzeldi. en cok sasirdigim ve hala 2 haftadir avrupa da olmama ragmen alisamadigim olay arabalarin yayalara yol vermesi. sevimli kafeler ve barlar dolu. ve cokca turkun islettigi fast foodcular. delirium cafeye oturup farkli biralari denedik. en cok kwak i begendim.
sonra meydanda gezindik. cikolatacilara agzim sulana sulana bakindim. meshur iseyen cocuk cesmesine gittik. orasi waffleci sokagi gibi birseydi. 1 euroya waffle satiliyordu. bir suru turist siradaydi bizde girdik. ama nutella muz ve cilek de isteyince waffle 3 kusur etti. ama ben boyle guzel waffle yemedim hayatimda. hem yumusak hem citir :) ertesi gunlerde hep ruyamlarima girdi.
bundan sonraki olayimiz. havaalanindan brugge'a nasil gidecegimizdi. orda sevimli sisman bir bilet gorevlisi bize cok yardimci oldu. brukselde aktarma yapmamizi soyledi. yaklasik 20 euro verdik aktarmali bilete, kisi basi icin biraz fazla geldi, hele bir de sonradan kimse bilet kontrolu yapmayinca :))
bruksel central duraginda inip, esyalari 4 euroya koca bir dolaba tikip, kesfe ciktik. cok sakin cok guzeldi. en cok sasirdigim ve hala 2 haftadir avrupa da olmama ragmen alisamadigim olay arabalarin yayalara yol vermesi. sevimli kafeler ve barlar dolu. ve cokca turkun islettigi fast foodcular. delirium cafeye oturup farkli biralari denedik. en cok kwak i begendim.
sonrasinda da tren istasyonua dogru yola ciktik. 6 trenine binip, 7:15 gibi bruggedaydik.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


