museum hundertwasserde enteresan bir adam olan Friedensreich Hundertwasser eserlerini inceledim. ressam olan bu adam ayni zamanda sair gibiydi. eserleri bir delinin elinden cikmisa benziyordu ama etkileyiciydi. en cok begendigim "my way to you"
sonrasinda da saul leiter a ait fotograf sergisini gezdim o da cok guzeldi. benim cekmek istedigim tarzda fotolar vardi. gunluk hayattan farketmedigimiz detaylar :) keske bende o kadar guzel foto cekebilsem.
nude fotolar da cok guzel :
neyse iste. orda farkli bir muzeyi gezdim ve onca gezdigim louvre/rijk/neues muzlerden sonra bu cok iyi geldi. burda da yukaridakilerin bir benzeri olarak kunsthistorish muzesini gezdim ve bence 26 yil boyunca gordugum muze sayisinin cogunu son 1 ayda gorduklerim olusturuyor. kunsthaustan sonra meshur pratersendeki donmedolaba gittim.
deli gibi kar yagiyordu. parkta ucu kar ve sisten gozukmeyen bir yolda yurudum. sonsuzluga giden yol gibiydi. cok huzu verici. olmek boyle birsey miydi acaba? bembeyaz bir yolda yolun sonunu gormeden yurumek. o fotolar kameramda diye daha atamiyorum :( umarim yakin zamanda onlari da yukleyebilirim. donme dolaptan sonra karlsplatza gelip tekrar salak salak gezindim. museum quartieri gezdim. bedava disardan binalari gorebilirsin. iceri girmek sart degil ben kendimi aksam 7:30daki operaya fixledigimden ve oncesinde cafe sacherde oturmak istedigimden sadece kunsthistorishi gezdim. kunst da art demekmis bunu da yeni ogrendim. aslinad hatirlamam lazim. ortaokulda o kadar almaca gorduk.
cafe sacher de muhtesemdi. burayi kolnde cin yeni yil partisinde tanistigim murat onermisti. tripadvisordaki olumsuz yorumlari okuyunca supheye dustum ama yine de deneyim deidm. az biraz sira bekleyip, paltoyu zorunlu olarak vestiyere 1 euro karsiliginda biraktindan sonra 2 kisilik disari manzarali masamda tek kisi oturdum. cok chic bir yerdi. iyi ki opera icin suslenmistim cok da turist gibi degildim :) sacher tart ve cafe melange (kremali kahve) soyledim. canim ananem ben starbucksta krem santili kahve icerken bu schlagli kahve ben gencken hem zagrebde icerdim derdi. hakkaten krema schlag diye geciyor. canim ananemi tekrar andim cafede. hatta viyana mutlu mesut gezerken de. cunku kendisi viyanayi ona sordugumda, kac gun kalayim diye : `viyana cok guzeldir. benim favorim. bana kalsa 10 gun gezerim` dedi. flortoz havaci ananem benim! neyse tatliya geceyim. ben bu sacheri sanki daha once turkiyede starbucksta yiyip begenmemistim ama bence superdi! muhtesemdi hatta! ayni zamanda kahvede. belki cok kalabalik degildi. hersey rast gitti ama bayildim.
buyuk bir keyifle yedim. gerci sonlara dogru cok tatli geldi son parcayi bitiremedim (tipik merve) ama cikolatasi ayri portakal aromasi ayri muhtesemdi!
opera da yarisi turist yarisi yerli doluydu, insanlar ozenip janti gelmistlerdi. paris, pragda da opera binalarini gordugum icin cok da oha muhtesem gelmedi. ozellikle paristeki palais garnierden sonra. ama Puccini'nin Madame Butterflyi muhtesemdi. opera italyancaydi. butterflyin soyledigi yerler cok iyidi. ozellikle aradan sonraki ariasi :D
onumde cok tatli yasli bir turk cift vardi. konusaim geldi ama ne dicem bilemedim. sonrasinda pasa pasa otelime dondum.
bugunde son gunumden erkenden schonbrunn a gittim. gece deli gibi kar yagmisti. kara bata cika yurudum. kendime grand tour seceneginden aldim. hakkaten saray saraydi :) bizim topkapi bende hayal kirikligina sebep olmustu. sonrasina karlar altinda bembeyaz bahcede yurudum. inanilmaz huzurluydu. sonrasinda belvedere'e gittim. param az diye sadece upper belvedere icin bilet aldim. o da karlar altindaki schonbrundan farksizdi ama resim sergisi vardi. yine tipik ronesans falan filan ayni sey ama tek farkli guzel olan gustav klint ve egon schiele idi.
klimtin the kiss i
schiele nin the embrace i en cok begendiklerim.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder